30 Kasım 2009 Pazartesi

Xavi Vs Iniesta


Dün maçı seyrederken arkadaşlarla uzun süre bu konuyu tartıştık.Bir bölümü Iniesta'nın Rizeli Fahri Tatan görüntüsü biraz iyi olsaydı şimdi Iniesta Dünya'nın en iyisi diye anılacaktı diyecek kadar iddaalıydılar.Diğer taraf ise Xavi'nin Iniesta'dan kesinlikle daha iyi olduğunu söylediler.

Maç bitti ama tartışma 2 saat daha sürdü.Siz takımınızda hangisini isterdiniz Xavi mi Iniesta mı ?



Transfer Haberleri

-Atletico da Agüero'nun gitmesi her ne kadar resmileşmese de son durumlardan sonra gideceğine kesin diyebiliriz.Bu durumdan sonra Diego Forlan'ın da başka bir takıma gideceğini tahmin etmesi zor değildi.Forlan'ın ismi bugün itibariyle Liverpool ile anılıyor.

Liverpool ve Forlan ilişkisi iki taraf içinde gerçekten çok iyi olur.Bir tek Gerard ve Torres'in eline bakan Liverpool 3. bir yıldıza sahip olur.Forlan ise sonunda hak ettiği gibi büyük bir takımda oynar.

-Manchester United ve Tottenham'ın Manchester City'nin yıldız savunma oyuncusu Micah Richards'ı istediği söyleniyor.Açıkcası City'nin Micah gibi genç bir yıldızını satacağını sanmıyorum.Satsa da Manchester'a asla satmaz.Tottenham'a satarlarsa ise bu gerçekten çok büyük salaklık olur.

-Plymouth'un 15 yaşındaki yıldızı Daniel Hart'ı ise kimin istediğini yazmıyorum bile siz tahmin edin.

-Liverpool'un forvet ihtiyacını Ruud Van ile gidereceği söyleniyor ancak Forlan ihtimali varken çok saçma olur.

Başka bi habere göre Manchester City ise Fernando Torres için 50 milyon poundluk teklif vermeyi düşünüyormuş.

Ryan Babbel ise ocak ayında Bayern Münich'e kiralanacak deniyor.

-Wigan fatihi Defoe Barcelona'nın transfer listesindeymiş.Açıkcası bu habere pek inanmadım.Defoe'nin Barcelona da oynayabilecek bir oyuncu olduğuna inanmıyorum.

Kaçan Balık Drogba


Chelsea Arsenal maçında attığı 2 golden sonra Drogba'nın Arsene Wenger tarafından transfer edilecek kadar beğenilmediği ortaya çıktı.

2000 yılında Drogba 21 yaşında Le Mans da oynarken Arsene Wenger'in transfer etmeyi düşündüğü isimlerden biriydi.Drogba'nın yüksek transfer bedelinden dolayı Arsene Wenger'in istemediği ortaya çıktı.

Drogba o dönemlerde Arsenal'le ilgili ''Fransa da insanlar Fransız oyuncular sebebiyle Arsenal'i tutardı.Ben de tabii ki Arsenal gibi Fransa da bu kadar sevilen ve Fransız oyuncusu olan bir takımda oynamak isterdim.''demiş.

Drogba 2002 yılında Guingamp'a gitti.Oradan sonra ise 2003 sezonunda Marsilya'ya transfer olan Drogba orada uefa kupası finaline kadar çıktıktan sonra 1 sene sonra Chelsea'ye gitti ve bildiğimiz Drogba oldu.

Arsene Wenger tabii ki bunları tahmin edemezdi ancak onun elinde Didier Drogba'nın neler yapabileceği veya Arsenal'in nasıl bir durumda olabileceğini hiç bi zaman bilemeyeceğiz ancak şunu bilebiliriz ki Didier Drogba eğer Arsenal'de olsaydı Arsenal 11 maçta ondan 10 gol yememiş olurdu.

26 Kasım 2009 Perşembe

Cassano Dünya Kupasında Yok


Marcelo Lippi 'inadım inat' dedi ve Antonio Cassano'nun İtalya Milli Takımı ile Dünya Kupası'na gelmeyeceğini açıkladı.Sebebi takım stratejisine uygun bir futbolcu olmamasıymış.Bu nasıl bir strateji, nasıl bir taktik anlayış merak ettim açıkcası.

Cassano her teknik direktörün hayalidir bence.Joker misali hücum mevkiilerinin hepsinde görev alabiliyor.İkinci forvet, sağ - sol kanat ve forvet arkası...Aynı zamanda; 'çalım atma', 'öldürücü pas', 'bitiricilik', 'top taşıma' gibi üst düzey yeteneklere sahip olan oyun vizyonu geniş bir futbolcu.Kısacası tek başına sonuca etki edebilecek, maçın kaderini değiştirecek bir adam.Sampdoria gibi orta halli bir takımda Pazzini ve Palombo ile birlikte neler yaptığını Lippi dahil herkes görüyor.Kadroya alınan Quagliarella, Di Natale, Rossi gibi futbolcular Cassano ile aynı özellikler gösteren futbolcular.Yani Lippi'nin bu tarz futbolculara ihtiyaci var.Peki neden Cassano değil ?

Çok saçma bir sebebi var bunun.Bir iddia'ya Cassano, Marcelo Lippi'nin oğlu Davide Lippi'yi bir bar kavgası sonucu fena halde pataklamış.En nihayetinde bir iddia.Ancak gerçek olma ihtimali yüksek olan bir iddia.Eğer cidden bu sebepten kadroya alınmıyorsa Cassano, olası bir İtalya faciasında Lippi'nin canı çok yanar.Düşünsenize İtalya'nın herhangi bir maçta başı sıkıştığı zaman kenardan giren oyuncuların etkilerinin yetersiz olması sonucu taraftarların tepkisini...Akıllara gelecek ilk soru 'Peki Cassano olsaydı ?' olacaktır bundan hiç şüpheniz olmasın.

Öbür taraftan zaten bu durumu çoktan kabullenmiş bir Cassano var.Öyle ki bu yaz evlenecek olan oyuncu evlilik tarihini Dünya Kupası'nın ikinci haftasına almış.Zaten böyle açıklamadan sonra Lippi'nin lafını yutmasını beklemiyorum.Ha olur da yutarsa Cassano'nun sallamayacağını düşünüyorum.

İşin kısası olan biz futbolseverlere oldu.İbrahimoviç, Arshavin, Dzeko gibi futbolcuların ülkeleri Dünya Kupası'na katılamadıkları için, Cassano'yu ise bir adet teknik direktör egosuna kurban gittiği için seyredemeyeceğiz.

Iverson Emekli Oldu

Yolda yürürken bi anda telefonuma mesaj geldi.Bi arkadaşım Iverson emekli olmuş bunu bloga yaz dedi.Bu son zamanlarda bloga yaz lafını duymak ne kadar sıksa da gerçekten Iverson yazılası bir konu.Zira sadece benim basketbol oynamamda bile çok önemli bir rolü vardır.

Allen Iverson sadece bir basketbolcu değil.Bu öyle bir adam ki 2000'lerin başında basketbol oynayan kısa boylu bütün çocuklar Iverson oluyordu.Hepimiz kısa olsak da Iverson örneğini görüp biz de basketbolcu olabilirdik diyorduk hem de Iverson gibi dünyayı sallayan bir basketbolcu olabiliriz.

Farkındaysanız Iverson'dan sonra Iverson gibi bir adam gelmedi.Iverson bence dünyadaki çocukların Nba'yi sevmesini sağlayan herkesin ulaşabileceğini sandığı ama aslında ulaşamayacağı bi hayalden başka bişey değildi.

Iverson'ın bırakma sebebi ise asla törpüleyemediği egosundan başka birşey değil.Tabii hak vermek lazım Dünya'nın zirvesinden inip egonu kontrol etmek her babayiğidin harcı değil.

Son olarak Iverson'ın yazdığı mektupla bu efsaneye veda edelim.Hani derler onun gibisi gelmedi galiba Ivy de böyle bir adam olacak.

"NBA'i bırakıyorum. Her zaman basketbolu bıraktığım zaman, takımıma yeterince katkı veremediğim için bırakacağımı düşünmüştüm. Ama şu anki durum öyle değil. Hala en yüksek seviyede mücadele edebileceğimi biliyorum.

Emekli olmam, eşim ve çocuklarımla daha çok zaman geçirmeme imkan sağlayacak. Parkelerde başardıklarımla kıyasladığımda, bu çok daha büyük bir ödül.

Reebok'a, kariyerim boyunca yanımda olan ve beni seven taraftarlara, Jordan, Magic, Barkley, Isiah, Bird gibi bana bu vizyonu veren oyunculara, basketbol oynamam için beni teşvik eden anneme ve arkadaşlarıma, lisedeki koçum Michael Bailey'e, Georgetown'daki koçum John Thompson'a, Larry Brown ve diğer bütün koçlarıma, takım arkadaşlarıma, yöneticilere, takım sahiplerine. Herkese çok teşekkürler !

Memphis'e ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Hiç evde maça çıkmadım ama yine de takım sahibi Heisley'nin ve şehrin bana verdiği destek için çok müteşekkirim. Grizzlies'in çok başaırlı olmasını diliyorum.

Son olarak Philadelphia şehri: Sixers formasıyla muhteşem anılarım var. Philadelphia taraftarlarına da teşekkürler. Sesiniz, benim kulaklarımda her zaman yankılanacak.

Hepinizi tanrı korusun

Allen Iverson"

Not:Mektubu Konyalı Portlandlılar'dan izin almadan aldım ama anlayışlı davranacağını düşünüyorum.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Mutluluk Nedir ?

Mutluluk iddaanın Real Madrid - Zürich maçı için verdiği 1.1'lik üst oranını görüp ''haha seni şakacı şey'' diyip hayata devam etmektir.

Mutluluk Dünya'nın en büyük ikinci futbol şans oyununa sahibiz diye bizi gururlandırdığını zanneden ama aslında nasıl bizi kazıkladıklarını ballandıra ballandıra anlatan Spor Toto genel müdürünün kazandığı yüksek maaşdır.

Peki sizce mutluluk nedir ?

Alex Ferguson Olmak

Türk futbolu nur topu gibi yeni bi terime sahip oldu.''Alex Ferguson Olmak'' önce Bülent Uygun'la başladı hadi o bi derece inandırıcıydı zira genç bir adam takımını olduğundan çok daha yüksek yerlere getirdi fln fln ayrıca Alex Ferguson da olan gereksiz konuşma özelliği(gerçekten bu adamda var kimse beni eleştirmesin)küçük Ferguson da yeterince vardı.Sonra noldu küçük Ferguson takımını bıraktı bu hikaye de yalan oldu.

Şu sıralar Trabzonspor Şenol Güneş'i Trabzonspor'un Alex Ferguson'u olarak lanse etmeye başladı.Trabzonspor ilk önce Trabzonspor'un 2 sene başında kalan bir teknik adamı olsun sonra Alex Ferguson yaratma konusuna geçerler.Yok neymiş 5 senelik kontrat imzalayacaklarmış yok her istediği yapılacakmış yok bu yok şu... En fazla 2 sene veriyorum Şenol Ferguson'a

Son olarak ise değerli büyüğümüz Mustafa Denizli ''Alex Ferguson'un yaptıklarını ben de Türkiye de yapmaya çalışıyorum''demiş.Tam olarak Mustafa Denizli Alex Ferguson'un hangi özelliğini yapmaya çalışıyor bu gerçekten çok meçhul zira takım başında 23 sene geçirmek desek adamın 2 seneden fazla zaman geçirdiği tek takım milli takım(4 sene )zaten Beşiktaş'ın Ferguson'u olsa adamın 82 yaşında teknik adamlığı bırakması gerekir ki bıraktıktan sonra zaten fazla bi zamanı kalmaz herhalde.

Diğer açıdan Beşiktaş'ı ne derece üst bi seviyeye çıkardı tartışılır.Zira gördüğünüz gibi 4 maç 1 puan var ellerinde.Herkes lig de kral kesilebilir o formayla ama Türkiye standartlarında başarı Avrupa da olur.

Hergün gazete sayfalarında yeni Fergusonlar doğuyor ve gazete sayfası daha sararmadan aynı şekilde ölüyorlar.Türkiye de 23 sene çalışan bi teknik direktör olursa zaten bırakın Ferguson'u devlet üstün hizmet madalyası versin basınla 23 sene uğraştığı için.

Avrupa Ligine Can Verin

Gül gibi bir Liverpool takımı vardı bu seneye kadar.Aslında biraz kendi iplerini geçen sene Madrid'i madara ederek kendileri çektiler de denebilir.Madrid son yılların en büyük transfer atağını yaptı ve Liverpool'un en önemli parçalarından birini de takımına kattı.Torres ve Gerard'ın sakatlıkları da bu işin tuzu biberi olunca bugünkü tabloya geldik.

Yıllar sonra Liverpool uefa yani yeni adıyla avrupa liginde.Daha önceki yazılarımda avrupa liginin ne kadar tatsız ve ne kadar kötü olduğunu söylemiştim.Liverpool sağolsun avrupa ligine can verme görevini üstlendi.

Bir tek liverpool da değil tabii atletico madrid , bayern , marsilya gibi şampiyonlar liginde görmeye alıştığımız takımlarda avrupa ligine gidecek gibi gözüküyor.Bu durumda bu lige keyif gelebilir demeyi çok isterdim ama geçmiş senelerde gördüğümüz gibi böyle büyük takımlar avrupa ligini umursamıyorlar.

Umursarlarsa Bayern - Liverpool finali gerçekten çok güzel olabilir.Tabii daha geri kalan 3 takımın geleceği kesinleşmedi ama yüksek ihtimal bu takımlar gelecek ve çok büyük bi süpriz olarak Inter de bu takımlara katılabilir tabii bunların hepsini zaman gösterecek.

24 Kasım 2009 Salı

Filip De Wilde

Filip De Wilde Petr Cech ile birlikte Türk futboluna istemsiz olarak en çok yardım eden iki kaleciden biriydi.

2000 senesinde Galatasaray Uefa şampiyonu olmuştu.Haliyle herkesin Türkiye'den beklentisi çok büyüktü.Türkiye grupta İtalya , İsviçres, ve Belçika ile eşleşmişti.Beklentiler Türkiye'nin grubu geçeceği düşüncesindeydi ancak Larsson'un İsviçresi ve kendi başına bi efsane olan İtalya Türkiye için çok zorlu rakiplerdi.

Türkiye ilk maçında Okan'ın attığı gole rağmen Conte ve Inzaghi'nin golleriyle yenilmişti.Gruptaki 2. maçında berabere kalan Türkiye eğer Belçika maçını kazanamazsa gruplardan çıkamayacaktı.

İşte o maçın 45. dakikasında tam umutlar bitmeye başlamışken Hakan Şükür De Wilde ile birlikte topa çıktı. Hakan o kadar iyi zıpladı ki De Wilde el avantajına rağmen topu tutamadı ve gol oldu.Bu golden sonra Belçika dağıldı ve Hakan'ın ikinci golüyle turnuva da üst tura çıktık.

Üst turda Portekiz'in Figo , Nuno Gomes , Rui Costa gibi yıldızlara sahip olduğu o altın dönemine denk gelen Türkiye kupadan elenmişti ancak bu Türkiye futbol tarihindeki en büyük başarıydı.Bu başarı bize özgüven vermiş ve 2002'deki zaferin altyapısını oluşturmuştu.

De Wilde'ye gelince zaten kariyerinde en yüksek yer olarak Sporting'e giden kaleci kariyerinde sadece yaptığı bu hatayla hatırlandı.

Uykusuz Geceler



Football Manager 2010'un benim için anlamınıdır yazının başlığı.Sigagames öyle bir oyun çıkardı ki tıpkı Championship Manager 03-04 gibi uzunca bir süre bilgisayarlarımızda yer kaplayacak.Öyle ki bugün evden çıkarken bilgisayarı yanıma bile almayı düşündüm.Hatta şu an yazıyı yazarken bile oynuyorum, o derece (:

İncelemeye geçersek, oyunu açar açmaz farklılık kendini gösteriyor.Güzel bir teması var oyunun.Her şey elinizin altında yani gayet kullanışlı.Eski temaya alışanlar için başlarda biraz göze batabilir ancak alıştıktan sonra daha rahat olduğunu fark ediyorsunuz.

Oyunun en büyük özelliği daha önce hiç bir oyunda olmadığınız kadar teknik direktör olmanız.Takımın kontrolünü tamamen elinizde hissediyorsunuz.Tabi bunu sağlayan en büyük etken taktiksel genişlik.Birbirinden değişik seçenekler var ve bu sayede yaratıcı kombinasyonlar ile kendi oyun tarzınızı yaratma imkanını buluyorsunuz.Oyuncuların sadece sahadaki pozisyonunu değil aynı zamanda takım içindeki rolünü de seçebiliyorsunuz.Evet önceki oyunlarda da vardı ama hiç biri bu kadar ayrıntılı ve kolay değildi.Bu oyunu eski menejerlik oyunlarından ayıran etken ise, maç sırasında oyun anlayışında yapılan değişiklikler.Öyle ki maçın durumuna göre saha kenarından oyunculara ne yapmalarını gerektiğini söyleyebiliyorsunuz ve takım bu anlayış değişikliğine hemen cevap veriyor.'Top çevir', 'rakibi rahatsız et', 'paslaşarak ceza sahasına gir', 'kaleyi gördüğün yerden vur' gibi küçük hamlelerle maçları çevirme ve skoru koruma olaylarını rahatca yapabiliyorsunuz.Bu sayede gerçek anlamda 'maç kazandıran' hamle hakkına sahip oluyorsunuz.

Bunun dışında maç öncesi ve sonrası yapılan basın konferansları, yardımcıdan alınan tavsiyeler, ayrıntılı scout bilgileri resmen güzel oyuna tuz biber olmuş.Özellikle yardımcıdan alınan tavsiyeler çok işe yarıyor.Yardımcılar, takımınızdaki futbolcuların oyun olarak eksik yönlerini geliştirmeleri hakkında tavsiye vererek ona uygun çalışma programları hazırlıyorlar.Böylece oyuncuların futbollarını geliştirmede önemli katkıları oluyor.

Oyunu farklı kılan bir diger ozellik olarak gelişmiş bir 3D seçeneği olması.Geçen seneki o garip adamcıkların yerini gerçek futbolcular almış.Tabii yine bi pes kadar bi fifa kadar gerçekçi değil ama kesinlikle kanatlardan oyna dediğinde oyuncuların kanatlara pas verişlerini seyretmesi anlatılamaz bir haz.Futbolcuların yaptıkları pas hatalarını görmek yada yaptıkları klas pasları görünce insan 3d oynamadan geçen senelere üzülüyor.Zira oyunun eğlencesini 2 hatta 3 katına katlıyor diyebilirim.

Benden bir tavsiye.Finali, vizesi, matematik sınavı ya da iş görüşmesi olanlar bu oyundan uzak dursun.Kesinlikle bağımlılık yapıyor ancak bana kalırsa harcanan zamanın her dakikasını hak ediyor.Eğer menejerlik oyunlarından hoşlanmayan bir futbolseverseniz(ki var mıdır bilmiyorum) mutlaka bu oyuna şans verin çünkü buna gerçekten değer.

Hepinize uykusuz geceler.

wally.

23 Kasım 2009 Pazartesi

Zach De La Rocha


Madem bugün futbol yazmadım hiç bari yine konu dışı bir konuyla devam edeyim.Bu abimiz Zach De La Rocha Rage Against The Machine'in vokali.Hayatımda en sevdiğim gitarist Slash'dir bu taa 12 yaşımdan beri değişmeyen bi gerçektir.Oldum olası Axl'a karşı o kadar sıcak olamamışımdır.Zira kendileri hala 1 yıl önce çıkardıkları albümün videosunu çıkarmayan bir zatdır.

Son zamanlarda hayatımı anlatmaya kalksam herhalde çözebilen çıkmaz.24 saatin uyuduğum bölümleri dışında çok sinirli bir adamım.Bu adamın sesi o kadar iyi geliyor ki resmen nefret kusmamı sağlıyor.Gerçekten ratm ve yaptıkları insanın nefret kusması için yapılabilecek en güzel müzik evet arada rap core a fln dönüyor ama artık böyle gereksiz isim yapıştırmalarını takacak yaşı çoktan geçtim.

Eğer hayat benim kadar üstünüze geliyorsa tavsiye ederim gerçekten işe yarar.Bu adamda açık ara en sevdiğim vokaldir artık.

Değdi Mi ?


Bu olay ve şu Almanya da patlak veren şike skandalı hakkında yazı yazmamaya özen gösterdim zira birisi daha tam olarak ortaya çıkmadı diğeri de benim alanımda olan bir olay değil.Ancak durum öyle bi noktaya geldi ki artık birşeyler yazmak lazım.

Hikayeyi hepimiz gayet iyi biliyoruz.İlk önce bu olayı yapan değerli Galatasaray'ın ergen çocuklar gibi milliyetçi duygularla saçma sapan davranan teknik ekibini kutlamak lazım.Yok neymiş efendim Türk taraftarlar varmış da onlara galibiyet hediye etmek istemişler Türk taraftarının çok umurundaydı sanki o galibiyet.Kaldı ki Galatasaray gibi 100 yılı geçmiş bir takımı temsil ediyorsunuz böyle saçmalamaya ne hakkınız var sizin.

Cemal Nalga veya Tufan Ersöz'e ceza tabii ki verilecek ama bu durumda en az suçlu olanlar bence bu iki kişidir.Takım sporlarında daha doğrusu antrenör olan her spor da antrenörün dediği şeye oyuncu fazla karışamaz.O oyna derse oynarsın oynama derse oynamazsın zira dediğinin dışına çıkıp ben oynamam dersen bir daha formayı göstermezler adama.

Cemal Nalga'ya 2 yıl men cezası ve 10.000 tl para cezası kesilmiş.Bu Cemal Nalga denilen adamın 10.000 tlsi olduğuna inanmıyorum ilk başta Galatasaray amatör branşlara para koklatmazken bu adam nereden bulacak 10.000 tlyi de ödeyecek o para cezasını.Bakın yakın bi tarihte ''Cemal parayı ödemedi.'' diye haberler çıkmaya başlayacak.

Bunu da geçtim 2 yıl boyunca men cezası 2 yıl boyunca adamın işinden para kazanamayacak demek olmasıyla aynı anlamda.Bu çocuk ne yapacak peki şimdi o kadar emek o kadar hayatını adaması salak bi antrenörün salak bi hırsı uğruna boşa gitti.Sanmayın Cemal'in yanında kalacaklar kendilerini kurtarmak için kurtlar sofrasına ilk Cemal'i atacaklar insanlar Cemal'i sindirecekler niye çünkü o şike yapan oyuncu.Cemal de 2 sene boyunca para kazanmadan sürünerek hayatını yaşayacak.Bu 2 sene sonunda tabii Galatasaray takımı onu takımdan atacak ve ''şikeci'' oyuncu bulabilirse bir takım da oynamaya devam edecek.

Herkes yaptığı şeyin hatasını çekmek zorunda ama teknik ekibin bu çocuğa yaptığı resmen hayatıyla oynamaktı.Şimdi onların yaptığını Cemal çekmek zorunda.

22 Kasım 2009 Pazar

F.C United Of Manchester

F.C United Of Manchester 14 Ocak 2005 senesinde kuruldu.Manchester United'ın Malcolm Blazer tarafından satın alınmasından sonra bir grup Manchester United taraftarı F.C United Of Manchester'ı kurdu.Kuruluşun başka bi sebebi de Old Trafford da artık maçların eskisi gibi zevkli geçmediğini ve işin endüstriyelleştiğini söylemeleriydi.Hedefleri eskiden sahip oldukları Manchester ruhuna yeniden sahip olmaktı.

10.ligden başlayan takım İngilteredeki profesyonel(premier,1.lig,2.lig)takımların 7'sinden daha fazla taraftar çekti.Ne var bunda demeyin İngiltere de herkes kendi kasabasının takımını tutar.Takım ilk senesinde 4.500 taraftar çekti ki düşünün diğer geri kalan bütün takımlar 4.500'ün üzerinde taraftara oynuyorlar .Ayrıca profesyonel takımlardan Bury ile aynı saha da oynayan takım ilk senesinde Bury'den daha fazla taraftar çekti.

İlk 3 senesinde 7. lige kadar yükselen takım şu an hala 7. lig de geçen sene play off larda elenen takım şu anda 2. sırada.Bu sene tarihinde ilk defa Fa Cup'a katılan takım 1. turda Nortwich Victoria takımına 3-0 yenilmiş.Takım artık eskisi gibi seyirciler tarafından ilgi görmese de hala 3.000 kişiye oynuyorlar.

Takım forma reklamı almıyor.Karlarının tamamını Manchester şehrine yatırıyorlar.Takımın kendine ait radyosu ve şu an çalışmasa da televizyonları var.Takım bu sene Uzak Doğu turnesi yapmış evet yanlış okumadınız abilerinin izinde onlarda bu yaz Uzak Doğu turnesi yapmışlar.

Futbolun giderek paranın etkisinde olduğu özellikle neredeyse bütün takımların zengin bi sahibi olduğu İngiltere de böyle taraftarlar tarafından kurulan ve paranın geri planda olduğu ender hatta belki de tek takımdır United Of Manchester.Kim bilir belki birgün abilerinin karşısına çıkarlar.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Nba 2k10 İncelemesi


Çarşamba günü vizelerimin bitmesi itibariyle sabahtan akşama kadar Fm oynamayı planlıyordum.Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Nba 2k10'u da aldım.Sonuç olarak son 3 gündür neredeyse 25 saat Nba 2k1o oynadım.Fm inceleme yazısı da yazacağım ama şu oyunu oynamayı bırakırsam.

Nba 2k10'un en güzel özelliği olan My Player'a geçmeden önce diğer bölümlerden bahsedeyim.Normal maç , Play Off , Lig gibi zaten beklenen şeyler dışında Çaylaklara karşı 2. yıl oyuncuları maçı , smaç yarışması ,1e 1 den 5 e 5 e kadar maç yapma 3'lük yarışması gibi güzel şeyler var.

My Player dışında en sevdiğim özelliği ise Situation bölümü.Bu bölüm de herhangi seçtiğin iki takımla herhangi bir anı oynuyorsun.Mesela bitime 10 saniye kala 2 sayı farkla geridesin ve topu yandan başlatıyorsun.Gerçekten eğlenceli bir bölüm olmuş.

My Player bölümüne gelirsek Pes'in Become A Legend'ının Nba karşılığı demek resmen oyuna haksızlık olur.Oyuncu yaratmak zaten çok ayrıntılı yüzünün ayrıntılarını bile yapabiliyorsun.Oynayacağın yeri seçiyorsun.Size tavsiye Pg olmayın çünkü en küçük top kaybı gibi hatanızda düzeltemiyorsunuz ayrıca pota altına girince dayak yiyebiliyorsunuz.Center olunca da tipik basketbol geyiği olan pivota top verilmiyor geyiği oluşuyor.Gerçekten guardlar pivota çok az pas veriyor ve bir yerden sonra sıkılıyorsun.Olunabilecek en iyi seçenek ise Sf bence çünkü hem topu alabiliyorsun hem de pota altına girebiliyorsun.Oyuncularını 3'lükçü , savunmacı,atletik gibi özelliklere göre seçebiliyorsun.Her maçtan sonra kazandığın Skill Pointslerle özelliklerini yükseltebiliyorsun ki bu her oyunda olan bişey.Size verilen bazı görevler var onu da yapmanız gerekiyor mesela maçı B+ ile bitirmek gibi

İlk başta menajerin sana herhangi bir takımda yaz liginde oynama şansı veriyor.Eğer iyi oynarsan Nba takımlardan herhangi birinde antremanlara katılıyorsun.5 maç şansın var her maç birini eliyorlar.Örnek olarak ben SF olarak nedense Portland'ı seçtim as oyuncu , yedek ve onun yedeği olmak üzere 3 adam oluyor kadroda ve iki kişi takımdan çıkartılıyor.

Ben Portland da ilk 2 maç B- ile oynadım bu arada bunu da anlatayım yaptığın hareketlere göre notun artıp eksiliyor C den başlayıp Fden A+ a kadar not alma ihtimalin var.Notların yaptığın pas hataları , top kayıpları , tuttuğunuz adamın sayı atması ,yanlış pozisyon alma ve alakasız yerde top isteme gibi şeylerden dolayı eksi oluyor.Notunun düşmesi için 2-3 tane iyi veya kötü hareket yapman lazım bu hareketler farklı farklı kötülük seviyesinde mesela yanlış yerde bulunmak top kaybetmekten daha az zararlı.Yararlı şeyler ise doğru şut , doğru pas , asist , top çalma , blok, ribaund gibi şeyler var.

Neyse Portlandayken ilk 2 maçımı gayet iyi oynamışken sonra karşıma Portland'ın asıl Sf'si olan Travis Outlaw geldi.Adam beni bir tokatladı ki hala unutamam bir tek üstümden smaç vurmadığı kaldı.Tabii bu durum da beni D-Lig e attılar.Aslına bakarsanız ilk başta D-Lig daha güzel çünkü daha fazla skill point kazanıyorsun.

Nba'e Detroit'le adım attım ki atmaz olaydım.Stuckey denilen guard bozması adam kadar bencil bir adam hayatımda görmedim.Hızlı hücuma çıkıyorum bomboş koşuyorum adam pas vereceğine kendi kendine atıyor pas istiyorum yanında yine atmıyor kesinlikle bencillikte ilk 5 de bi adam ki Ben Gordon da onun kadar olmasa da bencil bi adam.Oyunun bu özelliği de çok hoş D-lig de insanlar paslı oynarken Nba de herkes kendi kendine satabiliyor.

Oyun açık ara Nba ile ilgili en güzel oyun ve kesinlikle tavsiye ederim.Problemleri tabii ki var mesela hoca sizi çıkartıp 10 saniye sonra yeniden oyuna alabiliyor veya diğer takımlar 90-100 atarken siz 40 atınca takımın bütün ortalamaları en düşük oluyor ama o kadar güzel bir oyunki insan bunları görmezden geliyor.Bir de smaç vurabilsem adam gibi herşey çok güzel olacak ama bakalım o da zamanla.

Alın oynayın ama gerçek hayatı benim gibi unutmayın.

20 Kasım 2009 Cuma

River Plate


2 sene önce River Diego Simeone ile birlikte Apertura da şampiyon olmuştu.Bu takımın gelecek yılları domine edeceğini insanlar konuşurken kimse gelecek sene olacak kaosu tahmin etmemiştir herhalde.

Diego Simeone geçen sene takımını şampiyon yaptıktan sonra kovulan ilk teknik adam oldu.Bunu başarmak için nasıl bi performans lazım diye soracak olursanız takım eğer normal bir lig de olsaydı geçen sene küme düşecekti cevabı herhalde yetiyordur.Arjantin liginin bu bölümünü de anlamıyorum yok 2 sezonun ortalamasını al fln garip garip işler peşinde koşuyorlar şahsi kanaatimce.

Geçen senenin ardından bu sene de River da değişen pek bişey yok.Takım şu anda 10. sırada ve 1. takımla arasında 12 puan fark var.Böyle efsane olmuş bir takım için gerçekten çok zor bir durum olsa gerek.

Onları buraya taşıyan ise Güney Amerika'nın Uefa kupası sayılan Copa Sudamerica da yaptıkları Quito maçı oldu.İlk maçı sahasında 2-1 yenen River 2. maçta Uruguay temsilcisine tam 7-0 yenildi.Evet yanlışlık yok tam 7-0 yenildiler.Geçmişi başarılarla ve bi sürü efsanevi oyuncuyla dolu olan bu takımın herhalde düşebileceği en dip nokta budur.Bundan sonra nasıl düzeltirler bilmiyorum ama bişeylerin değişeceği kesin.

PSG Takvimi


Yılbaşı geliyor.Boş durmayan PSG yönetimi de ek gelir olması için ilginç bir yol seçmişler.PSG'li futbolcular şehrin ünlü gece klübü Moulin Rouge dansçılarıyla birlikte 2010 yılı takvimi için objektif karşısına geçmiş.Eee haliyle ortaya seksapelitesi yüksek fotograflar ortaya çıkmış.Fiyatı da 33 tl (14.95 avro).İlgilenenlere duyurulur.

wally.

19 Kasım 2009 Perşembe

Niye ?


''Trabzonspor Kulübü Asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu, Rusya'nın Zenit takımında forma giyen eski kaptanları Fatih Tekke ile ara transfer döneminde görüşeceklerini söyledi.''

Aslında niyesini biliyoruz.Trabzon taraftarı artık yöneticilerin üstüne doğru gelmeye başladılar ve onlar da ''durun durun Fatih Tekke'yi alacağız '' diyorlar.Kısacası günü kurtarma hareketlerinden birini yapıyorlar.

Asıl soru bu açıklamalardan sonra Umut Bulut ve Gökhan Ünal'dan performans beklemek mantıklı mı?Zaten daimi olarak baskı altında olan bu ikili şimdi Fatih Tekke gelecek hangimiz gidecek düşüncesiyle daha da stresli ve daha da bencil oynayacaklar sonuç yine kaybeden Trabzonspor olacak.

Fatih Tekke'yi kovan arabasını taşlayan bir takımın kurtuluş olarak Fatih Tekkey'yi göstermesi de manasız.Fatih Tekke yerine Umut ve Gökhan'a güvenseler çok daha karlı çıkarlar.Kaldı ki Fatih Tekke de bu takıma ve bu baskı ortamına gelmeyeceğini açıkladı.

Henry'nin Eli

Herkes bişeyler yazmışken ben de düşüncelerimi paylaşayım.Olayı kısaca anlatmak gerekirse uzatmanın 103. dakikasında ceza yayına gelen topu Henry eliyle düzelterek Gallas'a atıyor o da kaleye topu gönderiyor.

İlk önce Henry'nin zekasını takdir etmek lazım çok az futbolcu o topu eliyle düzeltip asisti yapabilirdi.Biraz şeytani bir zeka ama kutlanması gereken bir hareket.

İrlanda bence çok iyi oynadı.Trapattoni öğrencilerini çok iyi yetiştirmiş.O Shea'in düzeltip auta attığı top veya Duff'ın kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonlardan biri girseydi şu an çok farklı şeyleri konuşuyor olurduk.

Fransa milli takımı sizi bilmem ama artık bana çok itici geliyor.Özellikle 98-2000 dönemi sempatik Fransa takımını gördükten sonra bu takım aşırı derece de itici geliyor insana.Belki Zidane'ın artık olmayışı belki de o şair kılıklı Domenech'in takımın başında olması bilmiyorum ama Fransa gerçekten eski sempatik havasından çok uzaktaydı ki bu maçtan sonra fersah fersah uzaklaştı.

Dünden beri Henry'e bi sürü eleştiri yazıldı.Açıkcası ben anlamıyorum bu eleştirenleri.Dakika 103 olmuş favori olan takım kendi sahasında çok zor durumda ve bırakın takımın kaptanlığını ülkenin efsanevi oyuncularından birisiniz.Başarısızlık halinde bütün Dünya sizi eleştirecek zaten klüp takımınızda da durum kötü giderken bu sizin kariyeriniz için olabilecek en kötü şeylerden biri olacak top geliyor ve hadi bakalım herhangi biriniz o topu elle düzeltmeyin.

Henry'nin yaptığı şey kötü değil demiyorum ama hayatta hepimiz kazanmak için oyun kurallarının dışına çıkmıyor muyuz ? Zor durumlarda oyunu kurallarıyla oynamayıp avantaj sağlamaya çalışmıyor muyuz ?İnsanın en durdurulamaz isteklerinden biridir kazanma isteği ve bunun için insanlar her türlü şeyi yapabilirler.

Henry en son bıraktığım kadarıyla bir insandı ve onun böyle bişey yapması çok doğal.Adam zaten özür de diledi artık üstüne gidip saldırmanın bi anlamı yok.Kaldı ki İrlandalılar hiç bu olayın üstüne gitmiyorlar adamlar takımlarıyla gurur duyduklarını söylüyorlar zira onlar böyle bişeyi başından beri beklemiyorlardı.

Not:İrlanda halkı olayın üstüne gitmiyor yoksa federasyon maçın tekrarını istemiş ama tahmin ettiğiniz gibi red edilmiş.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Allah Belanızı Versini Bu Kadar İçten Söyleyebilmek !!!

''bu topic turnusol kağıdıdır.
beter olsun diyen doğuştan‚ gerçek Fenerbahçelidir.
geçmiş olsun diyenin kafası karışıktır‚ arada kalmıştır‚ tarafını daha seçememiştir‚ kararını verememiştir‚ kendini Fenerbahçeli zannediyordur‚ azıcık zorlanırsa fanatik 6s´li bile olur. kolu hazmedecek kadar geniştir. arda yeter ki iyileşsin o kol hareketini bana yine yapsın diye düşünür. sıcacık kocaman bir kalbi vardır. hayattan alacağı en az 1 ders daha vardır. ''

''üzüldüm deyipte yalan söylemenin hiç gereği yok ben demiştim bu kadar insanın bedduasını alma diye araba kazası domuz gribi inşallah bunlar sana ders olur... ''

''
Simdi bu Mor10 yüzünden gündemde degisir. Baskette yaptiklarini unutturdular bir sekilde zaten simdi ikinci hadiselerinide kapatir inekler.''

''geber arda geber''

Antu.Com'un değerli beyin taşıdığını zanneden bazılarının yazdıkları yazılar.Arada tabii ki düzgün yazılarda çıkmış ama genel hava bu durumda.Kimse adamı sevmek zorunda değil ama sonuç ölüme kadar giden bir hastalıksa herkes kalkıp o adama geçmiş olsun dilemeli siz kimsiniz de bi adama böyle laflar söyleyebilecek güveni kendinizde buluyorsunuz 2-3 holiganlık özentisi hareketlerle 2-3 kendinizi taraftar zannettiğiniz hareketle taraftar olmak takımını sevmek bu mu takımını sevmek demek karşı takım oyuncusuna bela okumak mı demek ?

Allah hepinize domuz gribi belasını versin de bakalım o zaman böyle konuşabilecek misiniz?

Altın Bidon


Altın Bidon'un bu sene ki adayları açıklandı.Adaylara ve adaylar hakkındaki kişisel görüşlerime geçmeden önce şu ''Altın Bidon'' daha doğrusu ''Bidone d'oro'' nedir açıklayayım.

Altın Bidon, 2003 yılından bu yana Serie A'nın en kötü futbolcusuna verilen ödül(!). Aday liste uzmanlar tarafından hazırlanıyor ve taraftarlar internet üzerinden oylama ile yılın en kötüsünü seçiyor.Geçmişte bu ödüle layık performans sergileyen futbolcular Rivaldo(2003), Legrottaglie(2004), Vieri (2005), Adriano(2006-2007), Quaresma (2008).

Şimdi gelelim bu senenin adaylarına.Listeye baktığımızda Juve'den Thiago - Poulsen - Melo, Lazio'dan Carrizo, Milan'dan Ronaldinho - Huntelaar - Dida, Roma'dan Baptista ve İnter'den Mancini - Quaresma.

Adaylara baktığımda olmaması gerektiğini düşündüğüm tek isim Felipe Melo.Evet şu an Juve'de istenileni veremiyor olabilir ama geçen sezon Fiorentina'da gösterdiği performans için fazla lafa gerek yok bence bir haksızlık var ortada.Thiago'yu konuşmaya gerek yok o bile hala Juve'de olduğuna seviniyordur ha keza Poulsen.Carrizo Lazio'ya gideceğim diye yapmadığı kalmadı şu an yedek klübsinde sinek avlıyor.Ronaldinho aslında toparlandı gibi ama geçen sene o kadar kötüydü ki listede olmaması imkansızdı.Huntelaar'a diyecek lafım yok zira kendisi de bulamıyordur.Dida zaten bu listenin demirbaşı.Baptista Roma'da arada çıkıyor, oynuyor bazen yatıyor kafasına göre yani.Mancini'nin Roma yıllarını bilen herkes İnter'de ki halini görünce ''O eski halinden eser yok şimdi'' diye iç geçiriyor.Quaresma küçük takımların büyük oyuncusu gitsin Genoa'da kendi kendine çalım falan atsın.

Benim kişisel görüşüm Quaresma herkesin arasından sıyrılır ve dublesini yapar.Ortada gösterilecek performans olmaması bir yana fiyatı da baya tuzlu.25 milyon avroya yakın para verdiğin bir oyuncudan 2 sene boyunca sadece 13 kez yararlanıyorsan ortada bir yanlış var demektir.Tabi ki gözler yanlışın kimde olduğunu çok net görüyor.Onun dışında ben Huntelaar'ı plase olarak görüyorum.Süpriz ise tabi ki Felipe Melo olur.

Not : Son 3 yılın kazananının İnter'den çıkması garip değil mi ?

wally.

Dünyanın en pahalı balonu


Hatırlarsınız geçenlerde oynanan Sunderland - Liverpool maçına damgasını vuran olayı.Darren Bent'in çektiği şut, bir Liverpool taraftarının sahaya attığı balona çarparak yön değiştirmiş ve ağları havalandırmıştı.

Az önce okuduğum bir habere göre balon satılmış.Hemde 1.000 TL civarında bir paraya.Satın alan kişinin ismi açıklanmamış ama büyük ihtimal bir Sunderland taraftarı satın almıştır.Belki de takımına getirdiği şansı kendi hayatı için de beklemiştir.Kim bilir ?

wally.

Aragones'in Hayal Dünyası

''Real Madrid'den teklif gelirse hayır diyemem.''

Değerli Luis Aragones'in açıklamasının ana fikri budur.Sonra ama teklif gelmez gibi bir dönüş yapmış ve sonunu da psikolojik ve fizyolojik olarak kendimi iyi hissettiğim için teknik adamlığa devam etmek istiyorum sözleriyle aynı anda hem Real'e özel hem de diğer takımlara pas vererek bitirmiş olduğu için kutlarım Aragones.

Aragones'in bu açıklaması belli ki beni unutmayın tarzı açıklamalardan biri.Aragones'in Madrid'in başına geçme ihtimali yok denecek kadar az çünkü bu bahsettiğimiz adam Real Madrid'in kaptanı Raul'u İspanya Milli Takımına almayan adamla aynı kişi kısacası Madrid rüyasını kafasından atsın sayın Aragones.

Ama Madrid'in şöyle bi durumu var ki o da Pellegrini giderse kim gelecek? Açıkcası Arsene Wenger bu takımın adamı değil.Veletlerin gelişmesini beklemek pek Madrid'in yapacağı şeyler değil ve bunu zaten Arsene Wenger de söyledi.

Jose Mourinho desek o da bu sezon sonuna kadar Inter'den ayrılmaz.Kim kaldı geride ? Buradan bakınca Aragones'in bi şansı var ama yine de Raul olayı yüzünden pek o kapıdan içeri girebileceğini sanmıyorum hem kaldı ki adamın klüp takımlarında başarısız olduğu bilinen bir gerçek.

17 Kasım 2009 Salı

Ronaldo geri dönüyor




Evet beklenen haber geldi.Yapılan açıklamaya göre Cristiano Ronaldo 20 Kasım'da takımla çalışmalara başlayacak.

Açıkcası çok şukela bir haber oldu bu.Çünkü anlaşılacağı üzere Ronaldo 29 Kasım'da oynanacak olan Barcelona - Real Madrid derbisine yetişecek.Böylece biz de bir tarafta Messi'yi bir tarafta Ronaldo'yu seyredebileceğiz.Tabi Kaka'sı, İbrahimoviç'i, Xavi'si, Alonso'su var ama bu ikiliyi seyretmek ayrı olacak tabi.Heyecanla bekliyoruz.

wally.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Van Gaal taktiği.


Başlığa bakıp ''gene mi total futbol ?'' demeyin.Bu tamamen Luis Van Gaal ayrıcalığı.

Şimdi Van Gaal'ın teknik patronluğunu tartışmak saçma gelebilir.Sonuçta adamın kazanmadığı başarı yok nerdeyse.Ama az sonra yazacağım şeyi anlayan bi açıklama yaparsa sevinirim.

Geçen televizyonda kanallara bakıyordum Bayern'in maçına denk geldim.Oturayım seyredeyim dedim.Sağda Ribery, solda Robben yardırırken bende biraz keyiflenirim diye düşündüm.Dikkat kesildim maça ancak bir türlü beklediğim isimleri duymuyorum.Şaşırdım önce sakat falanlar heralde dedim biraz hayal kırıklığı olsa da seyretmeye devam ettim.Sonra bi ara kamera şöyle bi klübeye döndü.Kadrajda 3 kişi var.Mario Gomez, Arjen Robben, Franck Ribery.Anlam veremedim önce.Fakat sonra tüm iyimserliğimle ''abi sakatlardı heralde hemen yüklenmiyo Van Gaal'' dedim.Ben bunu düşünürken hayal meyal bişey duydum televizyondan.Spikerin iddiasına göre bu 3 oyuncunun yedek klübesinde oturma gerekçesi Van Gaal'ın taktiğiymiş amacı da rakibi şaşırtıp oyundan düşürmekmiş.Tabi Türkiye'de spikerler bi acayip olduğundan inanmadım ancak araştırdığımda cidden böyle bir açıklama var Van Gaal tarafından.

Nasıl iş ben anlamadım açıkcası.Hadi Gomez'i geçtim de bi Ribery, bi Robben fark yaratan, tek başına maçı alan isimler ve sen bunları taktik(!) gereği kenarda oturtuyosun.Başarılarına saygım var sayın Van Gaal ama şu yaptığın ayıp bilesin.

wally.

Şimdi Nerde VIII

Cristiano Ronaldo , Ricardo Quaresma , Hugo Viana ve Fabio Paim .Portekizin 2000 jenerasyonunun açık ara en iyi ortasahaları ve hatta en iyi yetenekleri.Ayrıca hepsi Sporting çıkışlı oyunculardı.

C.Ronaldo'yu biliyoruz , Quaresma şu anda ne yapar ne eder hiçbir fikrim yok ama Inter'in oyuncusu , Fabio Paim aralarında en kötü duruma düşen oyuncu olmuş şaşalı Sporting kariyerinden sonra Sporting'in pilot takımına gitmiş.Orada yapamadıktan sonra başka bir takıma gitmiş.

Bir kez şans yüzüne gülmüş ve Luis Felipe Scolari Chelsea'ye transfer etmiş ama hiç oynamadan yine ismi bilinmeyen takımlara gitmiş.Kısacası Fabio Paim için hikaye çok çabuk bitmiş.

Şimdi nerde bölümünün konusu ise Hugo Viana.Bu grubun içinde 2000-2001 senesinde aldığı Avrupa'nın En İyi Genç Oyuncusu ödülü ile ilk parlayan oyuncuydu Hugo Viana.Hugo'nun oyununu kısaca inanılmaz akıl dolu paslar , takımı yönetme yeteneği ve mükemmel frikiklerle anlatabiliriz.C.Ronaldo gibi şova yönelik hareketleri olmazdı ama attığı paslarla birçok kez oyuncuları kaleci ile karşı karşıya bırakmıştır.

19 yaşında Avrupa'nun En İyi Genç Oyuncusu ödülünü kazanan Hugo aynı sene 12 milyon euroya Newcastle United'a transfer oldu.Sir Bobby Robson ortasahanın ortasında oynayan oyuncusunu sol kanada koyunca oyuncu çok problem yaşadı ve bu da performansına etki etti.Hugo 2 sezon da çoğu yedekten girmek üzere olan 39 maç oynadı bu maçlarda yaptığı inanılmaz asistler ve çok güzel goller var ancak bu aşk ne yazık ki iki taraf içinde iyi olmadı.Şimdi araştırma yaparken insanların keşke Newcastle'a gitmeseydi orası gençleri öğütüyor yazılarını okuyorum da Hugo biraz da bu olayın kurbanı oldu gibi gözüküyor.

2004-2005 senesinde Sporting'e geri dönen Hugo eski zamanlarındaki gibi inanılmaz iyi oynayarak takımını Uefa da finale çıkardı.Takımının maestrosu olan oyuncuyu Sporting geri almak istese de Portekiz'e geri dönmeye hazır değilim diyerek bu teklifi red etti.

O sene Valencia tarafından transfer edilen Viana burada Ruben Baraja ve David Albelda gibi mevkisinde oynayan iyi oyuncularla yarışmak zorunda kaldı.Viana 2 sene de 44 maç oynadı.Bu maçların bazılarında çok iyi goller , paslar atmış olsa da 2 sezonun sonunda Baraja ve Albelda ikilisine yenilip Osasuna'ya kiralandı.

Osasuna kariyerindeki en büyük sakatlığı yaşadığı yer oldu.Sezon öncesi yapılan hazırlıklarda sakatlanan Viana 4 ay boyunca takımdan uzak kaldı.Geri döndüğünde takım da yeri olmayan Viana o sezon sadece 9 maçta oynadı.Ancak Osasuna'nın oynadığı son 3 maçta oynarak takımın lig de kalmasına önemli katkı da bulundu.

Geçen sene Valencia da çok fazla forma şansı bulamayan Viana 3 uefa kupası maçı ve birkaç kupa maçında oynamak dışında hiç forma giyemedi.

Bu sene dönmem dediği Portekiz'e Sporting'den çok daha kötü durumda olan Braga'ya giderek döndü.Şu ana kadar çok iyi giden Hugo 10 maçta 4 gol attı.Bundan daha önemlisi eski zamanlarındaki gibi oynayan Hugo daha 26 yaşında yani daha hiçbişey için geç değil.Ancak bilinen bişey varki Sporting akademisinin en başarılı oyuncusu asla beklenen kariyere sahip olamayacak.

Futbolu Bırakmak


Kendinizi bildiniz bileli yaptığınız bir iş düşünün.Ondan para kazandığınızı hayatınızı ondan kazandığınızı kısacası hayatınızın tam merkezinde bir iş düşünün.

Bir gün bi adamın kalkıp size bir daha o işi yapamazsın demesi ne kadar acı olur tahmin edebiliyorsunuzdur.Bir anda bütün hayatınızın anlamı olan şey bitiyor.Kabullenmeyip başka bir adamda şansını denersiniz sonra başkası sonra başkası elbet biri size hatalı bakmışlar hala yapabilirsin o işi diyecektir.

O doktor şimdi rahat uyuyabilecek mi acaba ? De Nigris'e hala oynayabilirsin diyen ve onun kalbinin bir gece karısının yanı başında durmasına neden olan adam rahat uyuyabilir mi acaba ?

De Nigris'e hem bu nedenlerden hem de parasal nedenlerden kızamıyorum.Sonuç itibariyle futbol bir meslektir ve futbolu bıraktıktan sonra kimse De Nigris'in kaşına gözüne para vermezdi.

Ailesi için o bu riski aldı ve sonu böyle oldu.Ne diyelim toprağı bol olsun.

15 Kasım 2009 Pazar

Zhirkov vardı bir aralar ?


Euro 2008 zamanı.Guus Hiddinkli Rusya elemelerde baya heyecanlandırmıştı bizi.Beklentiler hat safhada.Turnuva'da Rusya maçları kazanıyor bizde gerçekten ekranlarımız başında futbola doyuyorduk.Tabi gözler Andrey Arshavin diye bi adam var onu takip ediyor.Seyreden herkes adamı kafasında bi Galatasaray'a transfer ediyorlar bi Fenerbahçe'ye.Fakat o sırada biri gözüme ilişti.Top ne zaman sol kanada düşse bu abi koşuyor.Bi atak yapıyor sonra koştur koştur defansına geliyor.Sonra merak ediyorum kimdir falan diye spikere dayanılamadığından kapatılan sesi açıyorum meğersem adı Yuri Zhirkov'muş.Yuri Zhirkov ülkesinde ''Rusya'nın Ronaldinho'su'' olarak anılıyormuş.Zaten belli top taşıyor, pas atıyor, çalım atıyor.Yaptığı git-gellerin haddi hesabı yok.Sol kanatta her yerde oynayan biri.

Her neyse.Euro 2008 bitti transfer dedikoduları başladı.Herkes gene ''abi Arshavin Barça'ya gider'' derken ben Zhirkov'dan haber bekliyorum.Çok geçmeden Chelsea haberleri çıkıyor ''aman abi'' diyorum ''harcarlar seni''.Artık beni duydu mu bilmiyorum o sene olmuyor CSKA Moskova'da bir sene daha takılıyor.2009 yazında ise korktuğum maalesef başıma geliyor ve Chelsea'ye tam 20 milyon avro'ya gidiyor.Duyunca baya üzüldüm ama içimden ''acaba yapar mı ?'' dedim hep.Ama şu an görünen o ki yapamamış.Chelsea şu güne kadar 20'yi aşkın maç yaptı ve Zhirkov sadece 3 (üç) maçta oynadı.Artık ingilizce mi sorun oldu yoksa oradaki hayata mı alışamadım bilmiyorum da Zhirkov'a yazık olduğu kesin.

Bilmiyorum bu saatten sonra takıma girip kendini gösterebilir mi ? Açıkcası sanmıyorum.1 sene daha Chelsea'de takılıp sonra Rusya'ya gidebilir.Sanırım Zhirkov'u bir daha EPL'in en kötü 10 transferinde üst sıralarda göreceğiz.

wally.

Maradona'ya 2 Ay Hak Mahrumiyeti

Uruguay maçından sonra bayan arkadaşlardan özür dileyip onu kötüleyen basın mensuplarını cinsel organıyla başbaşa bırakan Maradona Fifa tarafından 2 ay hak mahrumiyeti cezasına çarptırılmış.25 Bin İsviçre Frankı para cezasının pek onu bağlayacağını düşünmüyorum ama cezanın öyle bir bölümü de mevcut.

Fifa'nın bu cezası haklı haksız şeklinde tartışılır ama kesin olan bişey var o da gereksiz.2 ay hak mahrumiyeti verildi de aralık ve ocak ayında ne var ki zaten ? Olay Maradona'nın gözünü korkutmaksa gerçekten yanlış adamla uğraştıklarını anlamıyorlar herhalde.

Hazır Maradona'dan konu açılmışken Maradona Agüero'dan Atletico Madrid'den ayrılmasını istemiş.İşin komik tarafı bunu kayınpeder olarak mı yoksa Arjantin milli takımı antrenörü olarak mı söyledi işte orası muamma.Agüero'nun Atletico da kalmayacağı zaten kesindi kayınpeder/antrenör baskısıyla kesinleşmiş oldu.Ancak Atletico'nun Dünya Kupasını bekleyip parlayan Agüero'dan +10-15 milyon euro daha fazla kazanmak isteyeceğini tahmin ediyorum.Tabii Agüero parlar mı parlamaz mı bunu kupa da göreceğiz.

Mascherano Barça'ya ?!


Bu yaz gitti mi gidecek mi derken Liverpool'da kaldı Javier Mascherano.Tabi bunda Xabi Alonso'nun Real Madrid yollarına düşmesi de çok etkili.Ancak bu sefer Liverpool bu transferi engelleyemeyecek anlaşılan çünkü bir habere göre Barça haftalık 120 bin avro'ya Mascherano ile anlaşmış.Liverpool'a da 32 milyon avro vereceklermiş sus payı olarak.

Mascherano iyidir hoştur da Yaya Toure gibi bi adam varken gerekli midir tartışılır.Bu kadar para bayıldıklarına göre sadece Afrika Kupası'nı düşünerek yapmıyorlar bu transferi.Adamı baya baya ilk 11 için alıyorlar görüldüğü üzere.Toure ile karşılaştırıldığında bariz bir fizik dezavantajı var ki pozisyon itibariyle (ön libero) fizik çok önemli.Eğer ortada Toure'nin bir formsuzluğu varsa ve ya gitmek istiyosa bence alınacak en son adam Mascherano olur çünkü tek başına Xavi ve İniesta'nın yükünü çekebilecek kadar iyi olduğunu sanmıyorum.Zira kendisi Liverpool yılları boyunca her zaman çift ön liberolu sistemlerde oynamıştır.Barça'nın tek ön liberolu sistemini kaldırabilir mi bilmiyorum büyük kuşkularım var bu konuda.

Ancak olan olmuş gibi duruyor.Artık ne kadar haklı ne kadar haksız olduğumu hep birlikte ekran başında göreceğiz.


wally.

Yazıyoruz İyi Hoş Ama

Bugün itibariyle blogun 4. ayı oldu.Blogun günde sadece 5 kişi (farklı saatlerde 5 kez ben ) tarafından izlendiği günleri hatırlarım.5 tane benden günde 100 rakamını görmek gerçekten iyi bi ilerleme.

Yan tarafa anket koydum.Bloga 5 üzerinden puan vermenizi istiyorum.Bunu neden yaptım diye soracak olursanız yorum sayısı bi elin parmaklarını geçmiyor ve insanlar yaptığım işi seviyor mu sorusu kafamı kurcalıyor.

Buraya beğendiğiniz , beğenmediğiniz herhangi bir işimizi söylerseniz düzeltmeye çalışırız.

Football Manager 2010 Touchline Instructions Türkçe



Fm 2010 ile ilgili yazı gelecek ama ben daha oynama fırsatı tam bulamadım.Bulduğum kadarıyla enfes bir oyun olmuş.Ancak benim gibi belli bi ingilizcesi olan adam bile bunları çözemiyordu gerçekten türkçeleştirmeleri çok iyi olmuş yapanları kutlamak lazım.Fotoğrafın üstüne bakarak daha rahat okuyabilirsiniz.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Gai Assulin

12 yaşında antrenörünün isteğiyle Barcelona seçmelerine katılan İsrailli Gai'nin hayatı o noktadan sonra değişiyor.Ofansif Ortasaha ve Kanatlarda çok iyi olan Gai Barcelona'nın altyapısına kabul ediliyor.

2003-2007 arası Barcelona altyapısında olan Gai hızı , çalımları ve akıllı paslarıyla Barcelona altyapısında öyle bir parlıyor ki ona 16 yaşında profesyonel kontrat yapılıyor.Bu kontratın şartlarına göre Gai'yi almak için takımların 20 Milyon Euro'yu gözden çıkarmaları gerekiyor.Böyle bir kontratın yapılma sebebi ise Manchester United ,Chelsea,Milan,Arsenal gibi takımların bu genç yeteneği fark etmiş olmaları.

2007-2008 senesinde şampiyon olan Barcelona B takımında Guardiola'nın öğrencilerinden biri olan Gai Guardiola'nın A takıma çıkarken yanında götüreceğini söylediği oyunculardan biriydi.Ancak Gai'nin uzun süreli bir sakatlık yaşaması ve pasaportunun çıkmaması yani AB vatandaşı olmaması sorun yarattı.AB vatandaşı olmadığından dolayı bir kez A takımda oynarsa sonra B takıma dönemeyecekti ve bu yüzden beklemek zorunda kaldı.

Bu sezon Barcelona A takım kadrosunda bulunan Gai Barcelona fabrikasının son imalatı olacak gibi gözüküyor.Takım zaten öyle bi takım ki Messi,Bojan,Pedro,Gai bunlar sadece son 3-4 sene de ortaya çıkan yıldızlar.Arsenal'e giden Fabregas da bunların arasında sayılabilir.Bu adamların hem bu kadar yıldız transfer edip hem de bu kadar iyi bir altyapısı olması gerçekten Barcelona'yı bir klüpten fazlası yapıyor.

Arsenal de altyapıya önem verir ama onlar hiçbir zaman Barcelona gibi başarılar yakalayamamıştır. Arsenal demişken Gai Arsene Wenger'in bu yaz kesinlikle almak istediği oyuncular arasındaymış.Şaşırmadım açıkcası adam çocuk sapığı gibi 18 yaş üzeri kimseyi almayacak yakında.

Gai Barcelona da kalır mı yoksa Arsenal'e mi gider bilmiyorum ama bu çocuğu dikkatle izlemek lazım zira gelecek onun olacak gibi gözüküyor.

Gereksiz bilgi olarak Gai'nin ibranice de adı גיא אסולין‎ 'ymış.

Özür dilemek gerek.


Evet arkadaşlar sizinde dikkatinizi çekmiştir bu aralar bloga pek fazla yeni yazı yazamıyoruz.Dersler, vizeler derken biraz boşlar gibi olduk.Ancak gün itibari ile vize derdinden kurtulduk ve tekrar blogla daha yakında ilgilenmeye başladık.Bu küçük ara için hepinizden özür dileriz.

wally.

Futbolu bırakabilirm !


Başlıktaki açıklamanın sahibi Carlos Tevez.Evet Man. City'de oynayan 25 yaşındaki ünlü forvet Carlos Tevez yani bildiğimiz Tevez.

Gerekçeleri basit.Yorgunluk ve aile özlemi.Hadi aile özlemi, vatan özlemi anlaşılır.Geçmişte bir çok örneği var diyenleriniz olmuştur.Riquelme, Ortega, Palermo, Veron gibi isimler Avrupa Futbolu'nu kokladıktan sonra Arjantin'e döndüler.Ancak bilmiyorum dikkatinizi çekti mi bu isimler Avrupa'da tutunamayan isimler.Evet Riquelme Villarreal zamanlarında, Veron Lazio zamanlarında parladı ama ikiside ülkelerine istenmeyen futbolcular olarak döndüler.Tevez hem yaşı hem de başarıları itibariyle ''Avrupa'dan ülkesine dönen Arjantinli futbolcu'' profilinin bariz bir şekilde dışında kalıyor.

Bir de yorgunluk demiş sayın Tevez.Açıkcası bana çok saçma geldi en azından bu yorgunluğu fiziksel yorgunluk olarak yorumlarsak.Çünkü 25 yaş, futbolunun olgun dönemlerine yeni yeni adım atan ve sahip olduğu performansı en iyi şekilde sahaya yansıtan bir futbolcu ifade eder.Yani 25 yaşındaki bir futbolcudan ne yeteneği varsa onu en iyi şekilde sahaya yansıtmasını beklersin.Bu yaşlarda çıkıpta yoruldum demek Giggs'e, Maldini'ye hakaret olur heralde.

Açıkcası ben bu yorgunluğun mental olduğunu düşünüyorum.Şöyle ki oynadığı takım Manchester City.2 önemi var bu takımın Tevez için.Bence 1.si eski takımı Manchester United'ın ezeli rakibi.2. ise Arapların finansal gücünü arkasına alarak yeni bir oluşum içine girmesi.Benim kişisel kanaatim Tevez'in Man. City'e transfer kararını alma sebebinde 1. etken çok çok önemli.Man Utd'den baya olaylı ayrılmıştı ve onlara ne kadar büyük bir hata yaptıklarını göstermek istedi.Bunun içinde rakip kapıya koştu ancak işler maalesef Tevez için planlandığı gibi gitmiyor.Şu an liderin 10 puan gerisindeler ve şampiyonluk uzak bi ihtimal.Yani büyü bozuldu ve Tevez gerçeklerle yüzleşmek zorunda kaldı.Şu an Carlos Tevez EPL'in kalbur üstü bir takımında oynayan 6 forvetten sadece bir tanesi.Zamanında Şampiyonlar Ligi'ni kaldırmış biri için ağır bir gerçek olsa gerek.İşte bu gerçekle yüzleşmek Tevez'e biraz ağır gelmiş olacak ki futboldan zevk alma konusunda sıkıntı yaşamaya başladı.Ee tabi ki 'Ben hata yaptım.Benim burada ne işim var? ' diyemeyeceğine göre tek kaçış yolu yorgunluk(!)

wally.

12 Kasım 2009 Perşembe

Celtic ve Rangers'a izin çıkmadı !



Yıllar boyunca belli aralıklarla dillendirilen bazı planlar, uygulamalar vardır.İşte onlarda biri de Celtic ve Glasgow Rangers'ın EPL'e geçirilmesi.

Gçtiğimiz haftalarda hakkında yorum yapan Bolton Klübü Başkanı Phil Gartside, EPL'deki çekişmeyi yeterli görmemiş olacak ki bu iki takımın lige renk katacağını söylemiş ve lig yönetimini bu konu hakkında teklif vermiş.Haliyle toplanan yönetimden 14 red oyu çıkmış ve 'böyle bir kararın uygulanamaz' olduğu kanısına varılmış.

Aslında olaya 2 yönden bakmak lazım.

*İlk olarak EPL'in bu iki takıma ne kadar ihtiyacı var.Ne Celtic ne de Rangers zirvedeki 4'lüye kafa tutabilir.Onları bırakın Aston Villa,Tottenham ve ya Everton gibi 5. ve ya 6. sıraya oynayan takımlarla bile boy ölçüiemez.Yani işin açıkcası bi renk katacağı falan yok lige.

*İkinci olarak ise bu takımlar kendi liglerinde sürekli kafaya oynayan takımlar.Her sene 1. ve ya 2. oluyorlar.Bu sayede avrupa kuparlarına katılma hakkını kolayca elde ediyorlar.Olur da bu iki takım EPL'e geçerse acıkcası ben bir daha avrupaya gidebileceklerini zannetmiyorum.Zaten bu turnuvalardan tonla giriş parası ve yayın hakları için gelir elde ediyorken neden böyle bir kapıdan vazgeçsinler ki ?

İşin sonuc kısmına gelirsek gayet gereksiz bir hareket olduğu gün gibi ortada.Anlaşılan Bolton Klüp Başkanı takımının yenebileceğini düşündüğü için böyle bi teklifi tekrar gündeme getirdi.Ligdeki durumlarına bakarsak hiçte şaşılcak bir durum değil.


wally.

Rezalet .



Hikmet Karaman’a yapılan antreman terbiyesizliğinin üzerinden daha 1 gün geçmişken Jr. Gökçek yeni açıklamalar yaptı.Hikmet Karaman’ın kontratındaki tazminatın geçersiz olduğunu çünkü imzalayan kişinin Ankaragücü ile artık alakası olmayan biri olduğunu söyledi.

Kontratın akıl almaz olduğunu söylemiş Jr. Gökçek aslında evet Türkiye şartlarında akıl almaz bi kontrat.Zira Aragones , Del Bosque gibi yabancılar giderken babalar gibi para alırken bizim zavallı Türk antrenörler sadece küfür yiyip işi bırakıyorlar.Bu açıdan bakınca gerçekten çok akıl almaz bir kontrat.

Her şeyi geçtim bugün okuduğum bi habere göre dün gece Darius Vassel’i kaldığı otel takım oda parasını vermedi diye otelden atmış.Vassel hani şu Ankaragücü’nün bizim Kaka’mız sensin diye transfer ettiği Vassel.Adam klüpten kimseyle konuşamayacınca ayrılmak zorunda kalmış.İngiltere basını 2 gün içersinde öğrenecektir bu haberi.Sonra sen kalk İngiltere de oyuncu transfer etmeye çalış gelirler tabii adamlar .

Ankaragücü takımı küme düşebilir , şampiyon olabilir , Şampiyonlar Liginde final oynayabilir bunların olma ihtimali var ancak Ankaragücü takımı bundan sonra asla düzgün bir takım olamaz.Onca taraftara ve 100 yıllık klübe gerçekten yazık oluyor.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Aziz Yıldırım'ı Sevme Sebepleri


Aziz Yıldırım Fb de futbol branşından gelen parayı amatör branşlara yatırıyor diye çokça zaman eleştirildi.Haksız rekabete neden olduğu söylendi.Bu söylem ne derece haklıdır ne derece haksızdır konumuz bu değil.

Beşiktaş Cola Turka takımı şu anda ligin lideri durumunda.Son maçlarında Türk Telekom'u gayet iyi bir basketbolla yendiler.Gerçekten çok büyük bir potansiyeli sahip bir takımı var bu sene Beşiktaşlıların.

Onları buraya taşıyan ise dün olan olaylar.Beşiktaş Cola Turka'nın Türk oyuncuları dün alacaklarını alamadıklarından dolayı antremana çıkmamış.Eylül ayından beri alacaklarını alamayan oyuncular son çare bunu yapmak zorunda kalmış.

Şimdi bi tarafa bakıyorum oyuncularına günü gününe ödeme yapan futboldan amatör branşlara para yatırıyor diye kızılan ama herkesin aynı emeği verdiğini düşünen Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım.

Diğer tarafta ise basketbol para kazandırmaz düşüncesiyle üvey evlat yapılan oyuncularının emeği hiçe sayılan Beşiktaş.Kaldı ki bu Beşiktaş Tabata gibi bir adam 8 Milyon Euro vermişti.Bu adamların alacakları bırakın 8 Milyon Euro'yu 800.000 Euro bile etmez ama işte adamlar yanlış sporda ne diye elinle sektirirsin be adam ayağınla sektirsene !

Wenger istifa eder mi ?


Evet bir çok Arsenalli gibi benimde korkmama neden olan bir haber okudum az önce.

Arsene Wenger, Alisher Usmanov'un takımı devralması halinda istifa edeceğini açıkladı.Gerekçe olarak ise Usmanov'un gelmesi halide kendi işine karışılacak olması.Bu konuda endişe etmesi de gayet normal çünkü Usmanov, takımı devralması halinde 100 milyon pound gibi bir parayı transfere ayıracağını açıklamış.

Şimdi burada durmak gerek.Bir çoğumuz Arsene Wenger'in transfer politikasından haberdarız.Ucuz, kaliteli ve en önemlisi genç oyuncuları bulur ve takımına katar.Gerektiği kadar oyuncu alır daha doğrusu transfer yaparken şova kaçmaz.

Ancak Usmanov'un açıklamasına bakarsak kendisi Arsene Wenger'in transfer politikasını pek sallayacak gibi gözükmüyor.Büyük ihtimal takımı aldığı zaman sırf transfer yapmış olmak için transfer yapacak ve takım kimyasını bozacak tıpkı Arapların Man City'de yaptığı gibi.Tabi bu olaya bile karşı çıkan Arsene Wenger'in, böyle bir durumun kendi takımında olmasına tahammül etmesi beklenemez.

Şu an çatır çatır top oynayan, geleni 4'lük tarifelerle uğurlayan Arsenal'in takviyeye ne kadar ihtiyacı var tartışılır.Ancak şu bir gerçek ki bu takım tamamıyle Arsene Wenger'in eseri ve kesinlike onun dışında kimsenin karışmaması gerekir.

wally.

Yatarak Kazanmak !


Daha önce blog'da bahsedilmişti Roberto Mancini'nin evinde yatarken İnter'den kazandığı para.İşte buna benzer bir senaryo da ülkemizde çekilmeye başladı.Başrol oyuncuları tabi ki de Aragones ve Fenerbahçe.

Aragones 1 yıllık maaşı olan 4 milyon avro'nun ödenmesi koşuluyla davadan ve bütün haklarından vazgeçeceğini açıklamış.Fenerbahçe'de 15 kasımdan itibaren parayı ödemeye başlayacakmış.

Havadan para kazanmak çok güzel iş olsa gerek.Sen ne düşünüyosun Dede ?

wally.

Sperm Var , Sperm Var

Amerika da sperm bankası David Beckham'a spermi karşılığında 75 Milyon Dolar teklif etmiş.Bunu duyunca karısını arayıp karıcığım kaba doldurup 75 Milyon Dolar kazanacağım diyen Beckham'a hanımı yaparsan senin kabını doldururum dedikten sonra Becks bu sevdadan vazgeçmiş.

Sperm bankası ayrıca Brad Pitt'e 60 Milyon Euro C.Ronaldo'ya da 50 Milyon Euro teklif etmiş.Yani piyasa da

Brad Pitt Spermi › Beckham Spermi = C.Ronaldo Spermi

Son zamanlarda özellikle Amerika da çok tartışılan bir konuymuş bu olay ama ciddi bi şekilde ele almak gerçekten çok zor.Adamlar kabı doldurup bu kadar para kazanıyor biz kabı doldursak bi teşekkür bile etmezler.

Madrid Durumu

Beklenmeyen senaryo oldu ve Real Madrid 4-0'lık maçtan sonra Alcorcon'u 1-0 mağlup ederek kupadan elendi.Maçtan önce biletlerin 3 euro'ya kadar indirildi bunun etkisiyle 70.000 kişi maça gelmiş.

Kadro : Dudek, Lass, Pepe, Albiol, Arbeloa, Diarra, Gago, Higuain, Kaka, Raul ve Van Nistelrooy.İyi bir kadro ama bazen futbolda olmayınca olmuyor büyük şanssızlık.

Önemli olan bundan sonraki dönem.Bu elenmeden sonra Pellegrini'yi göndermek bence büyük aptallık olur.Madrid'in gururu çiğnendi ve uzun süre dalga geçilecek ama Copa Del Rey'in Madrid'in planlarında yeri neydi ki ? Madrid Alcorcon'a değilde Bilbao , Huelva gibi takımlara elense de bişey değişmeyecekti.400 Milyon Euroluk yatırımı İspanya kupası için yapmamıştır Florentino Perez.Şampiyonlar Ligi ve Lig de herhangi bir başarısızlık sonucu gönderilmesi çok doğal olur ama Copa Del Rey'in şampiyonu olamayacak olmaları onlar için pek anlamlı değildir herhalde.

Tarihi bir maç oldu ama Madrid için etkisi bi dahaki galibiyete kadar olur.

10 Kasım 2009 Salı

Başıma bişey gelmeyecekse ...

Altına imzamı atarım denir ya işte bu yazı gerçekten altına imza atılası bir yazı.Yazan arkadaşımın gerçekten ellerine sağlık.

*10 Kasım 2009.
Mustafa Kemal Atatürk öleli tam 71 koca yıl oldu ve bu 71 yılın her birinde haklı olarak onu andık, onun özledik ama aynı zamanda kişisel kanaatimce hep aynı hatayı yaptık : ''Keşke yaşasa dedik.''
Neden? Yaşadığı yıllar boyunca büyük zorluklar çekmiş o insanı neden mezarında da rahat bırakmıyoruz?
Çünkü hala kendi başımızın çaresine bakacak kadar akıllanmadık.Her kötü durumda hiçbişey yapamayacağını bile bile oturduğumuz yerden O'na ağladık.Ancak O bizi tek başımıza ayakta kalabileceğimizi düşünüp gitmişti.Bu ülke Atatürk'süz de hedeflediği yerlere gelecekti O'na göre.Kısacası inanmıştı bize.Belki de en büyük hatası oldu bu.O gittikten sonra her şey terse döndü.Çıkarlar ortaya çıkınca hedefler şaştı ve buradayız.Türkiye'nin en karanlık dönemlerinden birindeyiz.Aradan 71 yıl geçti ve biz hala ağlıyoruz.
Peki biz aşağıda ağlarken O ne yapıyordu ? Ne düşünüyordu uğruna canını verdiği halkı ve ülkesi hakkında ? Bizimle gurur duymadığından eminim.Hatta belkide bu ülke uğruna geçip giden yıllarını acıyordur.Haksız da değil aslında.Yıllarını verip kurduğu düzeni, koyduğu hedefleri kendini bilmez bir kaç kişi gelip hiçe sayıyor ve biz -Atatürk'ün çok güvendiği Türk halkı- sadece ağlıyoruz ve bunu yaparken de 'İZİNDEYİZ' diyebilecek kadar yüssüz olabiliyoruz.
Şimdi olaya kişisel pencerenden bak.Dur ve 2 dakika düşün.
Sen gerçekten Atatürk gibi bir önderi hak ediyor musun ?

Doğan Murat KÜR.

Robert Enke Ölmüş

Robert Enke bugün öğlen saatlerinde trenin önüne kendini atarak intihar etmiş.Üstüne yazacak hiç bişey bulamıyorum.

Enke depresyondaymış deniliyor ne derece doğrudur bilmiyorum ama depresyon durumu insanı gerçekten çok zor duruma sokabiliyor.Hayat çekilmez oluyor nefes alamayacak gibi oluyorsun herşey çok zor geliyor ...Ama yine de bu mu olmalıydı be Enke !

Neyse mekanı cennet olur inşallah .

8 Kasım 2009 Pazar

Trabzonspor


Geçen sene 11. haftanın sonunda Trabzonspor 28 puanla liderdi.28 puan demek 1 mağlubiyet ve 1 beraberlik olduğunu düşünürsek gayet iyi bir sonuç.Trabzonlular yavaş yavaş şampiyonluğa inanmaya başlamış Trabzon formaları giyinmeye başlanmıştı.

Ersun Yanal'ın her zamanki gibi tavşan atletliği kısa sürdü.Bu 28 puanlık tablodan sonra gelen mağlubiyetler bu yeni takım ve bu yeni hocanın sonunu getirmişti.Oysa ki Ersun Yanal zaten geçen sene takımdan bişey beklemeyin demesine rağmen.

Ersun Yanal'ın istifa ettiğini duyduğum zaman hiç şaşırmamıştım.Trabzonspor klübünün en önemli özelliklerinden biri sabırsız olmasıdır.Her zaman başarı ve şampiyonluk isterler ve sabır burada bulabileceğin bişey değildir.Ersun Yanal olayında da başkan Sadri Şener takımının yenildiği bir maçtan sonra hocaya küfüre kadar giden laflar ettikten sonra Ersun Yanal en iyisinin gitmek olduğunu düşünüp istifa etmiş.

Yaz ayında Sven Goran Erickson dahil bi sürü süper yıldız hoca ile görüşüldü ama sonunda Belçika liginde takımını küme düşmekten son anda kurtaran Hugo Bross ile anlaşıldı.Sonuç ortada takım 2 iler 1 geri gidiyor.O kovmaktan beter ettikleri adamın kurduğu sistemle oynayan takımla şimdi oynayan takım arasında dağlar kadar fark var.

Anlamadığım konu şu ; madem Ersun Yanal'ın 3 senelik planına uymayacaktınız neden adamı teknik direktör yaptınız ? Ersun Yanal en başından beri takımın 3 sene içersinde şampiyon olacağını ve Avrupa da güzel yerlere geleceğini söylerken neden dayanamayıp adamı gönderirsiniz ?

Bross da yakında gider yeni bi hoca gelir ama Trabzon veya Türk futbolundaki takımlar istikrar denen şeyin önemini anlamadıkları sürece hiçbir şey değişmez.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Gigli'nin Hayal Dünyası

Cobolli Gigli:Takımı sıfırdan yaratmam gerekti. Bazıları Juve'nin büyüklüğünden kalmayı tercih etti ama Ibrahimovic gibileri takımı yalnız bırakıp gitti.


Senin takımın şike yapacak küme düşürülecek sonra Ibra gitti diye laf edeceksin.Ibrahimovic'in yaptığı vefasızlıkmış.

Takımda Del Piero , Nedved ve Buffon gibi isimler kaldı ancak zaten bu oyuncular Juventus'un tarihinde yerleri olan futbolcular.Buffon dışında zaten diğer ikisi kariyerini tamamlamak üzere olan oyunculardı.Bu olay olduğunda Del Piero 14 , Nedved ve Buffon 6 sezondur takımda oynayan adamlardı.

Ibrahimovic ise 2. sezonunu geçirdikten sonra bu olay oldu.Bu kadar iyi bir futbolcunun 2. sezonunu geçirdiği takıma vefa gösterme gibi bir zorunluluğu yok.Gösterseydi efsane olurdu ama yine de 2. ligde 1 sezon geçirmek demek Dünya piyasasından 1 sezon uzak kalmak demekti ki Ibra gibi yeni yeni parlayan bir yıldız için bu tehlikeli bişeydi.2.lig de sakatlanma ihtimalini hiç konuşmuyorum bile.

Gigli'nin hayal dünyası güzel ama herkes öyle Del Piero , Nedved ve Buffon gibi takıma bağlı olacak diye bişey yok.Profesyonel adam tabii ki gidecek takımdan komik olan ise insanların yorumları vay efendim gidemezmiş , vefasızmış , 3 milyon euro için takımı satmış ... Ne bekliyorsunuz ki adamdan sonuç itibariyle profesyonel futbolcu vefadan ona ne .

6 Kasım 2009 Cuma

Who Wins? I Don't Know .


Vizelerin belimi büktüğü şu günlerde fazla yazı yazamıyorum.Bu yüzden bugünlük sadece 2-3 yazı önce bahsettiğim Joga Bonito'nun bence en güzel videolarından birini koyuyorum.Bu video da tahminen Zlatan'ın Juve döneminden.

Merak edenler için şarkının ismi Delinquent Habits - Return of the Tres.

Not:Vize ile cebelleşirken bir de youtube kazık attı.Video'yu bi türlü yükleyemediğimden dolayı size linkini vermek zorunda kaldım.

Zlatan Vs C.Ronaldo

Not2:Youtube'a giremeyen arkadaşlar ekşi sözlükten youtube jackerı yükleyip bu şekilde videoya ulaşabilirler.

''Üşendim'' diyenler için

Zlatan Vs C.Ronaldo Metacafe.Com

5 Kasım 2009 Perşembe

Yoksa ?

C.Ronaldo'ya kara büyü yapıldığı haberini ilk okuduğumda gülüp geçmiştim.Pepe adlı bir büyücü 15 bin Euro karşılığında C.Ronaldo'nun sakatlanması için büyü yaptığını açıklamıştı.Garip olan bunu açıkladıktan 1 gün sonra C.Ronaldo'nun Marsilya maçında sakatlanmış olması.

Daha da garip olan ise C.Ronaldo'nun bugün 1 ay daha sahalardan uzak kalacak olmasının açıklanması.Kimse neden bileğinin iyileşmediğini bilmiyor ama iyileşmediği bir gerçek .C.Ronaldo geçen seneki bilek ameliyatını yapan doktora gidip birde orada muayene olacakmış.

Pepe C.Ronaldo'nun bu sezon çok fazla maçta oynayamayacağını ve ona yapılan yatırımın boşa gideceğini söylemişti.Büyüyü yaptıranın ise zengin , ünlü ve Avrupalı olmayan bir bayan olduğunu söylemişti.Benim bir adayım var .

4 Kasım 2009 Çarşamba

Geçen Günün Ardından


Nasıl garip bişey bu Şampiyonlar ligi.Ne zaman ne olacağını kestirmek imkansız.Olan benim gibi iddaa oynayan zavallılara oluyor.

Lyon-Liverpool maçında herkes Lyon'u işaret ediyordu Gerrard'ın yokluğunda Lyon affetmez deniliyordu ama kim Babel'in füzesini tahmin edebilirdi? Lisandro sağolsun 90 da attı ama herşey içi çok geçti neyse herşeye rağmen çok güzel bi maç seyrettirdi iki tarafta bize.Rafa ve Liverpool garip takım en alacak dediğin maçta batırıp en beklenilmeyen maçları alıyorlar.Bakalım bu garip olay nereye kadar devam edecek.

Soğuk taktiği Barcelona'ya yaradı ama Mourinho ve öğrencileri 3 puanı zorda olsa almasını bildi.Milito ve Sneijder olmasaydı Mourinho da koltuk yavaş yavaş sallanmaya başlamıştı.Tabii şöyle bi soru var Mourinho'yu kovup yerine kimi alabilirsin ki ?Adam öyle bi efsane oldu ki artık kendisi istifa etmediği sürece kovmak gerçekten zor bir durum.

Barcelona maçında işi soğuk taktiği diye kestirip atmamak lazım Rubin'in hocası dersini çok iyi çalışmış Barcelona'yı durdurabilen ender teknik adamlardan biri oldu.İki maçta Barcelona'dan 4 puanı büyük takımlar bile alamazken onlar başardılar.Dinamo Kiev maçı onlar için hayati öneme sahip.Alırlarsa Uefa'yı garantilemiş ve 2.tur için çok önemli bir şans yakalamış oluyorlar.

Arsenal'i artık o gruptan direk alsınlar bu nedir ya herkese fark atıyor.Grubun 2. sırasındaki Olimpiakos son sıradaki Standart Liege'e 3 puan verdi olan yine zavallı bana oldu.Çifte attım ya adamlar herhalde bi puan çıkarırlar dedim onu bile yapamadılar yuh size ya .

Urziceni kalkıp deplasmanda 4 atıyor ama kendi evinde beraber kalıyor bu nasıl bi gariplik hani bu adamlar alırdı hani Rangers kriz içersindeydi ? Değerli bilyoner.com yorumcuları bu ne biçim olaydır.

Sinirliyim okuyucular kaybettiğim para bişey değil ama açıkcası kazanma denen olguyu özledim .

Marlon King


Wiganlı oyuncu barda bir kadına saldırdığı ve onun burnunu kırdığı için 18 ay hapis cezası almış.

Bu bölüme kadar hadi diyorsun tamam ama bundan sonra iş daha da iğrençleşiyor.3 çocuk sahibi King karısının hamileliğini kutlamak için arkadaşlarıyla birlikte bara gidiyor.Barda gördüğü üniversiteli genç kıza sarkıntılık eden King kız ona yüz vermeyince ''Ben ünlü bir futbolcuyum bana böyle davranamazsın'' diyip kadına saldırıyor ve sonuç ortada.

Adamın kadına saldırması zaten iğrenç üstüne karısının hamileliğini kutlamak için bara gidip başka bir kadına sarkıntılık etmesi daha da iğrenç.Tahmin edeceğiniz üzere bu hapis cezasından sonra Wigan King'in sözleşmesini fesh etmiş.İnsan bu hayvana değilde çocuğunu taşıyan kadına üzülüyor.

Zlatan Ve Sakız Efsanesi

video
Video çok eski şu ünlü C.Ronaldo- Zlatan Ibrahimovic kapışma dönemlerinden.Hatta o kadar eski ki Zlatan Juventus da oynuyor.

Zlatan Lazio maçından önce maçı anlatanlardan birine göre ağzındaki sakızı çıkarıp sağ ve solda bir kez sektirip yeniden ağzına atmış.

Video da İsveçlilere sorup yapar yapamaz muhabbeti olduktan sonra (ki babasının sahne süper)Zlatan deneme yapıyor .

Geçen Günün Ardından

-Türk halkının en sevdiği şeylerden biridir yabancı basında bizim hakkımızda ne yazdılar diye okumak.Uefa.com Beşiktaş'ın sakatları yüzünden bu mağlubiyetin olduğunu yazmış.Takımda zaten iyi oynayan az adamdan biri olan Ernst gidince takımın batacağı belliydi.Rüştü ve Nihat da gidince takım iyice güç kaybetti üstüne kötü oynayan forvet hattı herşeyin sonunu getirdi.

Manchester'ı elinden son saniye de kaçıran Cska Uefa şansını Beşiktaş'a vermez bunu ilk önce bilmek lazım ondan sonra Beşiktaş ne yapacağına karar vermeli Mustafa Denizli ile devam edilse bile takımın kabuk değiştirmesi şart.

Yıldırım Demirören'e küfür edilmiş Yıldırım Demirören çıldırmış bla bla ...Bana da 750 tl ye bilet satsalar bende böyle bi maç seyretsem bende o adamlar gibi olurdum herhalde.Üstüne bide Yıldırım Demirören yönetim kurulu ile toplantı yapacakmış.Bu kaçıncı toplantısı oluyor acaba ? Çıkacak kararı biliyoruz Bjk taraftarları adam olsun ana fikirli bi yazı yayınlayacak hiç yaptıklarına bakmadan.

-Bayern de kendini tehlikeye atan takımlardan biri oldu.Bayern Münich kendi sahasında Bordeaux'a 2-0 yenildi.Aslında maça daha iyi başlayan taraf olan Bayern'in toplarını inanılmaz şekilde kurtaran Carrasso Bordeaux da galiiyetin mimarlarından oldu.

37 de Gourcuff'un attığı golü resmen Van Bommel hediye etti.Frikik de Gourcuff'u tutmakla görevlendirilen Van Bommel Gourcuff'un kaçmasına izin verince Gourcuff çaprazdan kafayı vurdu.Kalecinin de üstüne gelen topu kaleye sokmasıyla Bordeaux öne geçti.

Bunların üstüne zaten zor durumda olan Bayern de Luca Toni'nin kaleciyle karşı karşıya dağlara taşlara attığı toptan sonra Chamakh son dakikalarda Bayern savunması öndeyken çıktığı kontratakta Butt'ı bir kez daha mağlup etti.

Maçın kahramanı Gourcuff ve Butt'dı.Gourcuff oynadığı oyunla Bordeaux'a puanı , Butt ise yediği gollerle Bordeaux'a puanı getirdi.

Bayern Maccabi'yi kendi evinde geçer ancak Juve Bordeaux'dan herhangi bir puan alırsa Bayern düşler sahnesinde oynamak zorunda kalır.Hadi bunlar olmadı diyelim Bayern'in Juve'yi kendi sahasında yenmesi gerekir.

-Atletico ilk defa kendine yakışır bir şekilde iyi oynadı.Chelsea ile kafa kafaya giden hatta daha iyi oynayan taraf olan Atletico 66. dakika da Agüero'nun attığı güzel vole golüyle öne geçti.Bu golün Atletico'nun Şampiyonlar liginde bu sene attığı ilk gol olması aslında çok şeyi anlatıyordu.

Drogba'nın 82 ve 88. dakika da defansın hatasıyla attığı gollerden sonra zaten herşey bitmişti. Agüero'nun attığı muazzam frikik golü sadece Uefa şansı için onları Apoel'in 1 puan önüne çıkardı.

-Milan-Madrid maçından önce Zurich hakkında bişeyler yazmak istiyorum.Milan'ı kendi sahasında yenip Marsilya'dan sahasında nasıl bir takım 6 gol yiyebilir ? Ya Milan o maçta o kadar kötüydü yada o Zurich'in tarihindeki en efsanevi maçtı.

Milan-Madrid maçına dönersek.29 dakika da Kaka'nın attığı sert şutu tutamayan Dida'nın servis ettiği topu ağlara çok güzel asan Benzema'dan sonra resmen hediye bir penaltıyla(top koluna çarpmış falan deniyor ama ben alaka göremedim)Milan beraberliği yakaladı.O penaltı golünde Ronaldinho'nun korkusuzlukla topu tam 90'a asması ise anca Ronaldinho'nun yapabileceği bişeydi.Gerçekten Dinho'yu özlemişiz.

Real Madrid'in C.Ronaldo'suz oynadığı en iyi maçtı.Beraberlik ne derece iyi bir sonuç tartışılır tabii ama son performanslarına baklırsa bu skor gayet iyi.Zaten bir dahaki maçı evinde Zurich'e karşı oynayacak olan Madrid'in maçı kazanmama gibi bi ihtimali yok.Milan-Marsilya maçından çıkan herhangi bir sonuç Madrid'in işine yarayacak ama son maçta Marsilya'nın sahasında ne yapacaklar işte o C.Ronaldo'nun dönüşüne bağlı biraz.